20 Mayıs 1965’te Danimarka’nın Antarktika Antlaşması’na katılması, ülkenin kutup meselelerinde yalnızca coğrafi yakınlıkla değil, uluslararası hukuk ve bilim iş birliğiyle de yer aldığını gösteren bir adımdı. Antlaşma, Antarktika’yı barışçıl amaçlara ayırıyor, askerî faaliyetleri sınırlandırıyor ve bilimsel araştırma özgürlüğünü koruyordu; Danimarka’nın bu sisteme katılması da kıta üzerindeki rekabetten çok ortak kurallara dayalı bir düzene destek vermesi anlamına geliyordu. Olayın önemi, yeni bir keşif yapılmasında değil, Antarktika’nın nasıl yönetileceğine dair küresel uzlaşının biraz daha genişlemesinde yatıyordu.