PİLOT BALİNALAR

Pilot balinalar, iki türden oluşan bir deniz memelisi grubudur: kısa yüzgeçli pilot balina (Globicephala macrorhynchus) ve uzun yüzgeçli pilot balina (Globicephala melas). Her iki tür de “pilot balina” adıyla bilinir ve Latince cins adları “küre” veya “top” anlamına gelen globus ile “baş” anlamına gelen kephale sözcüklerinden türetilmiştir. Bu balinalar ortalama yaklaşık 6 metre uzunluğundadır ve genellikle erkekler dişilere göre daha büyük vücut ölçülerine sahiptir. Vücutları çoğunlukla siyah veya koyu gri renklidir; yavrular yetişkinlere göre daha soluk renklidir, yaşlandıkça koyulaşır. Kısa ve uzun yüzgeçli pilot balinalar arasındaki morfolojik farklılıklar paletlerin uzunluğu, kafatası şekli ve diş sayısı gibi ayrıntılarda belirgindir, ancak genel görünüşleri benzerlik gösterir. Pilot balinalar genel olarak geniş dağılımlı olup Atlantik, Pasifik ve Güney Okyanusu’nun çeşitli bölgelerinde bulunurlar. Kısa yüzgeçli pilot balinalar daha çok tropikal ve alttropikal sularda yaygındır; uzun yüzgeçli pilot balinalar ise ılıman sularda, özellikle Kuzey Atlantik ve Güney Okyanusu çevresinde yaşar. Bu balinalar derin okyanus bölgelerinde ve kıta sahanlığında göçebe bir yaşam sürerler; besin kaynaklarının bolluğuna bağlı olarak açık deniz ile kıyı bölgeleri arasında hareket edebilirler. Diyetleri ağırlıklı olarak kalamar ve diğer kafadanbacaklılar ile küçük balıklardan oluşur. Pilot balinalar avlarını bulmak için ekolokasyon kullanır ve aynı zamanda sosyal iletişim için çeşitli tonal ve darbeli sesler üretirler. Bu türler oldukça sosyal hayvanlardır; genellikle 20 ila 90 bireylik gruplar hâlinde birlikte hareket ederler. Sosyal yapı içinde akraba bireylerin oluşturduğu küçük aile grupları (anasoy) önemli bir rol oynar ve çiftleşme davranışları da bu sosyal ilişkiler çerçevesinde gerçekleşir. Pilot balinalar arasında üç ila beş yıl aralıklarla yavru doğurulur; dişiler 60 yılı aşkın bir süre yaşayabilirken, erkekler genellikle 35–45 yıl arasında yaşar. Her iki tür de günümüzde Uluslararası Doğa Koruma Birliği’nin Kırmızı Listesi’nde “asgari endişe duyulan tür” olarak değerlendirilir; bu, mevcut baskıların popülasyonlar üzerinde ciddi bir düşüşe yol açtığı anlamına gelmemektedir.